‰ 23 NaCl Hipertonik Burun Spreyi
Nazal Mukoza Nemlendirici
Cilt Bakım Kremi
Opioid Analjezik
Kalsiyum+VitD3
Kolloidal Bizmut Subsitrat
Ekspektoran
Simeticone+Bac. coagulans
Vitamin C

GÜNCEL TEDAVİ HABERLERİ  

Revue Officielle de la Socıété Françaıse d’O.R.L – Vol. 50 / No 4 - 1998

Rinolojide hipertonik deniz suyunun (sinomarin®) önemi

FRECHE CH., CASTILLO L., DE CORBIÈRE S., DESSI P., FONTANFI J.P., JANKOWSKI R., PEYNÈGRE R., SERRANO E., TRAISSAC L.

Giriş

Bütün KBB uzmanları burun lavajının tartışılmaz önemi konusunda fikir birliğine sahiptir; bu durum enfeksiyöz, iltihabi ve alerjik patoloji açısından olduğu kadar ameliyat sonrası dönem için de önem taşımaktadır. Bu basit tedavi yöntemi yetişkinler için belirli bir öneme sahiptir; sümkürme yeteneği çok daha kısıtlı olan ya da neredeyse hiç bulunmayan çocuklar için bu önem çok daha fazladır.

Süt çocukları ve bebeklerde enfeksiyona engel olmak ve rahat bir solunum sağlamak için burun lavajı temel bir önlem sayılabilir.

Burun lavajlarında kullanılan piyasadaki ürünler çeşitlidir: %0.9’luk tuzlu su çözeltisi (serum fizyolojik) içeren bu ürünlerde antiseptik maddeler ve deniz suyundan elde edilmiş çeşitli katkılar bulunmaktadır.

Bu ürünlerin ortak bir noktası, izotonik olmalarıdır. Çoğu durumda, lavajın uygulandığı mukozada iritasyon, konjesyon ya da genellikle de ödem vardır.

Dokulardaki ödem bazı durumlarda önemli obstrüktif sorunlara yol açar ve hipersekresyonu arttırır; bu da anterior ve postnazal rinorenin nedenidir.

David PARSONS (1) sodyum bikarbonatla zenginleştirilmiş hipertonik tuzlu su çözeltisiyle günde birkaç kez burun lavajı yaparak lokal bir tedavi önermektedir; bu çözelti sahip olduğu osmoz etkisi nedeniyle, burun kanalları mukozasında ödemi azaltmak açısından serum fizyolojikten çok daha etkilidir. Bu preparat mukosiliyer transporta kayda değer bir hız kazandırmakta ve yerel kortikoitlerin daha derine nüfuz etmesini sağlayarak etkinliklerini arttırmaktadır (2).

Bu bakımdan doğal osmotik etki yeteneğini kullanarak ödem, konjesyon ve hipersekresyon gibi olayları azaltmak amacıyla, aseptik hipertonik deniz suyu içeren bir ürün oluşturmak rasyonel gibi görünmektedir.

Ancak, burun lavajlarında kullanıldığı zaman, doğal deniz suyunun hipertonik özelliği nedeniyle burunda tahriş, hoş olmayan yanma ve batma duygularına yol açtığı bilinmektedir.

Bu bakımdan mukoza tarafından tolere edilebilen (3) en yüksek tuz yoğunluğunu saptayabilmek için hayvan mukozaları üzerinde deneysel araştırmalar yapılmıştır.

Bulgular %70 ‘lik bir normal tuzluluk oranının tolere edilebildiğini ve %70 oranında bir tahriş fenomeni olmadığını göstermiştir. Bu nedenle deniz suyunda da aynı yoğunluk tercih edilmiştir.

SINOMARIN ® adlı ürünün bileşimi de aşağıdaki gibidir:

- Sodyum klorür (23,00 g/l)

- Sülfatlar (2,30 g/l)

- Magnezyum (1,04 g/l)

- Kalsiyum (0,31 g/l)

- Potasyum (0,42 g/l)

- Çinko eser miktarda

- Bakır eser miktarda

Alkali pH da ürüne tolerans açısından önemli bir unsurdur.

Sonuç olarak, bu ürünün etkisini yorumlayabilmek ve özellikle toleransını görmek amacıyla çokmerkezli, açık ve karşılaştırmasız bir tedavi çalışması gerçekleştirdik.


KRONİK SİNÜZİT
Tıbbi veya Cerrahi Bir Hastalık mı?

David S. Parsons, MD, FAAP, FACS

Klinisyenler pediyatrik sinüs cerrahisinin endikasyonlarını ciddi olarak incelediklerinde, şimdiye dek tatminkar biçimde cevaplanmamış olan bir soruyla karşılaşırlar. "Maksimal tıbbi tedavi" nedir? Sinüs cerrahisine ilişkin artan sayıda makale "maksimal tıbbi tedavi" başarısız olduktan sonra çocukların ameliyathaneye alındığını belirtmektedir. Eleştirmenler haklı olarak daha iyi bir tanım yapılmasını istiyorlar ve cerrahları maksimal tıbbi tedavi yollarının ne zaman uygun şekilde tüketildiği konusunda sorguluyorlar. Bu makale, okuru, uygun bir tıbbi değerlendirmenin ne olduğunu daha iyi tanımlamaya ve yeterli tıbbi tedavinin başarısızlığının ne zaman haklı görülebileceğini sorgulamaya teşvik ediyor. Yeterli tıbbi tedavinin başarısız oluşu, cerrahi tedavinin artık kabul edilebilir olduğunu düşündürüyor. Biz bu soruları cevaplamaya çalışırken, daha temel ve cevaplanması gereken bir soru karşımıza çıkmakta—Kronik sinüzit, tıbbi bir hastalık mı yoksa cerrahi bir hastalık mı?
Yıllar önce, yazar çocuklarda kronik sinüzitin tıbbi mi yoksa cerrahi mi bir hastalık olduğu sorusuna yeterli bir cevap verildiğine inanmıştı. Vardığı sonuca göre kronik sinüzit açıkça cerrahi bir hastalıktı. Dünya çapında asker yakınlarından oluşan bir hasta popülasyonuyla ilgilendikten sonra yazar bu kararı vermişti. Wilford Hall USAF (Amerikan Hava Kuvvetleri) Tıp Merkezinde, sevk edilen hasta sayısının yüksekliğinden ötürü fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (FES) için bekleme sırası 2 yılı aşmaktaydı. Cerrahiyi beklemekte olan bu çocukları mümkün olduğunca rahatlatmak ve sağlıklı tutmak için tıbbi bir tedavinin geliştirilmesi gerekiyordu. Uzun-süreli geniş-spektrumlu (tam dozda yinelenen kürlerle veya profilaktik olarak) antibiyotik tedavisine, günde iki yada dört defa uzun-süreli günlük nazal steroidlere ve çeşitli solüsyonlarla nazal irigasyona rağmen çok az sayıda hasta bekleme listesinden çıkabildi. Bu durum yazara, tıbbi tedavinin yeterli olmadığını ve bu çocuklarda hastalığın cerrahi olduğunu gösteriyordu.
Bu noktada kabul edilen görüş, kronik sinüzitin enfeksiyöz bir hastalık olduğu ve uzun-süreli antibiyotik tedavinin başarısız olmasının cerrahi girişimin gerekli olduğunu doğruladığı idi. Ne var ki deneyimler arttıkça bu görüşün doğru olmadığı görüldü. Yeterli olmayan bir tıbbi değerlendirme yapılarak tedavi çok sınırlı tutulmuştu. Daha ayrıntılı öykü alındığında ve daha geniş bir inceleme çalışması yapıldığında, yazarın görüşü değişti—çocuklarda kronik sinüzit genellikle tıbbi olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır ve cerrahi sıklıkla gerekli değildir.
Akut, subakut ve kronik sinüzitte bulunan patojenlerle ilgili olarak çok sayıda makale yazılmıştır1,3,6,11,13,16. Bu makaleler sinüzitin primer olarak enfeksiyöz bir etiyolojiye sahip olduğu görüşünü desteklemektedir. Akut ve subakut hastalıkta yapılan çalışmalarda izole edilerek kültürde çoğaltılan patojenik organizmalar daha sabit kalma eğilimi göstermesine karşın16,17, kronik sinüzitte aynı iyi tanımlanmış bakteriyel patojen popülasyonları görülmemektedir.1,3,6,11,13 Anaeroblar bunun klasik bir örneğidir. Çalışmalar değişken biçimde, enfekte paranazal sinüslerden kültüre edilen anaerobların oranının %2 ile %100 arasında değiştiğini göstermiştir.1,3,6,11,13,16 Kronik sinüs hastalığının mikrobiyolojine ilişkin birçok çalışmada endoskopiyle örnekler alınmış ve sonuçlar kantitatif olarak belirtilmemiştir. Bu çalışmaların değerlendirmek özellikle güçtür. Bu değişkenlik, örnek alma yöntemine veya laboratuar tekniğine yüklenebilir ama aynı zamanda hastalığın etiyolojisinin enfeksiyöz olmayabileceğini de gösterebilir. Primer, altta yatan neden sinonazal mukoza ödeminin başka bir etiyolojisiyle de ilgili olabilir.
Sinüzit patojenlerine ilişkin bir otolaringoloji çalışması, izole edilen bakterilerin çoğaldığı birçok kültürde büyük bir değişkenlik olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmayı yapan cerrah bu yüksek değişkenliğe sahip ve düzensiz bulguların yayınlanmasının kesinlikle kabul edilmeyeceğine inanarak umutsuzluğa kapılmıştır (A. Lenis, kişisel iletişim, 1995). Bu çalışmada gösterilen tutarsızlık, kronik sinüzitin başka etiyolojilere atfedilebileceğini ve enfeksiyöz hastalık yönünün sekonder olabileceğini desteklemektedir. Bu düşünce, kronik sinüziti yalnızca antibiyotiklerle tedavi eden klinisiyenlerin dikkatlerini sekonder bir enfeksiyona, fırsatçı bir enfeksiyona yöneltebildiklerini veya hiçbir enfeksiyonun bulunmadığını düşündürmektedir.
Burada tanımlanan patofizyolojik model, burunda ve paranazal sinüste mukoza ödemine neden olan her hangi bir şeyin sekonder olarak sinüzite yol açabileceğini düşündürmektedir. Eğer bu doğruysa, hastalığın primer nedeni, bakteriyel değil, ama sinonazal enflamasyonun altta yatan sebebi olan şeydir. Bu büyük ayırıcı tanı için kronik sinüzitle ilgili daha geniş çalışmalar yapılmalıdır.

______________________________________________________________
University of Missouri School of Medicine, Columbia, Missouri

________________________________________________________________________
OTOLARYNGOLOGIC CLINICS OF NORTH AMERICA
________________________________________________________________________
VOLUME 29 NUMBER 1 FEBRUARY 1996

Literatürün tamamını MS Word formatında indirmek için (sağ) tıklayınız chronic sinusitis


Pediyatrik kronik sinüzitte normal salin ve hipertonik salin ile nazal yıkama tedavisinin karşılaştırılması

David Shoseyov, MDa, Haim Bibi, MDb, Pintov Shai, MDc, Nurit Shosayov, MDd,
Gila Shazberg, MDa, and Haggit Hurvitz, MDa
Jerusalem, Ashkelon, Zerifin, and Rehovot, Israel

Arka Plan: Kronik sinüzit çocuklarda, özellikle alerjisi olanlarda, sinüs drenajındaki azalmanın neden olduğu sık görülen bir hastalıktır. Hipertonik NaCl çözeltisinin mukosiliyer klirensi ve siliyer vuruş sıklığını arttırdığı gösterilmiştir.

Amaç: Randomize çift-kör bir çalışmayla kronik sinüzitte hipertonik salin (HS) (%3.5) ve normal salinle (NS) (%0.9) nazal yıkamanın etkilerini karşılaştırdık.

Yöntem: Yaşları 3 ile 16 arasında olan 30 kronik sinüzit hastası çalışmaya alındı. Hastalar randomize olarak yaşa ve hastalık şiddetine göre eşlenmiş iki tedavi grubuna ayrıldı. Her hasta 4 hafta süreyle HS veya NS ile tedavi edildi. Bütün hastalar çalışmanın başlangıcında ve 4 hafta sonra iki klinik skorla (öksürük ve nazal sekresyon/postnazal drip (PND)) ve bir radyoloji skoruyla değerlendirildi.

Bulgular: HS grubunda bütün skorlarda anlamlı bir düzelme oldu (ortalama ± SD): öksürük skoru, 3.6 ± 0.51’den 1.6 ± 0.74’e; nazal sekresyon / PND skoru, 2.86 ± 0.35’ten 1.6 ± 0.74’e; ve radyoloji skoru, 8.06 ± 1.28’den 2.66 ± 1.04’e değişme gösterdi. NS tedavi grubunda, yalnızca PND skorunda anlamlı düzelme oldu (2.66 ± 0.49’dan 1.53 ± 0.83’e) ama öksürük skorunda (3.53 ± 0.52’den 3.33 ± 0.49’a) ve radyoloji skorunda (8.13 ± 1.25’ten 7.86 ± 0.91’e) anlamlı bir düzelme olmadı. Çalışmanın bitmesinden 1 ay sonra yapılan klinik gözlemde her iki grupta çalışmanın bitimiyle karşılaştırıldığında bir değişim olmadığı saptandı.

Sonuç: HS ile nazal yıkama kronik sinüzitin tedavisinde etkilidir.
(J Allergy Clin Immunol 1998:101:602-5).

Anahtar sözcükler : Hipertonik salin, kronik sinüzit

Literatürün tamamını MS Word formatında indirmek için (sağ) tıklayınız Treatment with hypertonic saline versus normal


Original Paper


Int Arch Allergy Immunol 2005;137:310–314 DOI: 10.1159/000086462

Nasal Rinsing with Hypertonic Solution: An Adjunctive Treatment for Pediatric Seasonal Allergic Rhinoconjunctivitis

Werner Garavello (a), Federica Di Berardino (b), Marco Romagnoli (a), Giuseppe Sambataro (b), Renato Maria Gaini (a)

a Department of Otorhinolaryngology, Department of Neurosciences and Biomedical Technologies, University Milano-Bicocca, Monza; b Department of Otorhinolaryngology, University of Milano, Milano, Italy


Hipertonik Solüsyon ile Nazal yıkama:

Pediatrik Mevsimsel Alerjik Rinokonjunktivitte

Bir Tedavi Desteği

 

Werner Garavello (a), Federica Di Berardino (b), Marco Romagnoli (a), Giuseppe Sambataro (b), Renato Maria Gaini (a)

a Department of Otorhinolaryngology, Department of Neurosciences and Biomedical Technologies, University Milano-Bicocca, Monza ; b Department of Otorhinolaryngology, University of Milano, Milano , Italy

Anahtar Kelimeler

Çocuk, polen, hipertonik solüsyon, nazal lavaj, rinokonjunktivit

Arka Plan: En son elde edilen sınırlı sayıdaki bulgular pediatrik alerjik rinitlerde hipertonik tuzlu su lavajının ek bir tedavi modeli olarak işe yaradığını söylemektedir. Bu çalışmanın amacı mevsimsel polen rinokonjunktiviti olan çocuklara, hipertonik solüsyonlarla nazal irrigasyonun, rutin olarak önerilip önerilemeyeceğini açıklığa kavuşturmaktır. Yöntem: Mevsimsel polen rinokonjunktiviti olan k rkdört çocuk seçildi. Yirmiiki hasta 7 hafta süren polen sezonu boyunca günde üç defa hipertonik tuzlu su ile nazal yıkama uygulanmak üzere randomize edildi. Yirmiiki hasta ise hiç nazal irrigasyon yapmadılar ve kontrol grubu olarak seçildiler. Her gruptan yirmişer hasta çalışmayı tamamladı. Kızarma ve kaşınma gibi oküler semptomların yanısıra nazal akıntının ve burun tıkanıklığının olup olmamasına dayanan bir ortalama günlük rinokonjunktivit skoru, polen sezonunun her haftası için hesaplandı. Gerekli olduğunda hastaların oral antihistaminik kullanmasına izin verildi ve hafta başına ortalama ne kadar ilaç aldıkları da ayrıca hesaplandı. Bulgular: Aktif grupta ortalama haftalık rinokonjunktivit skoru tüm polen sezonu boyunca azaldı. Bu fark çalışmanın 6.cı ve 7. ci haftlarında istatistiki olarak anlamlıydı. 7 haftanın 5’inde istatistiki olarak anlamlı olacak şekilde oral antihistaminik kullanımında azalma gözlendi. Aktif grupta hiçbir yan etki rapor edilmedi. Sonuç: Bu çalışma mevsimsel alerjik rinokonjunktivitli pediatrik hastalarda hipertonik tuzlu su kullanımını desteklemektedir. Bu tedavi yönteminin hasta uyumu yüksek, ucuz ve etkin olduğu kanıtlanmıştır.

Literatürün tamamını MS Word formatında indirmek için (sağ) tıklayınız Treatment with hypertonic saline versus normal

Literatürün tamamını PDF formatında indirmek için (sağ) tıklayınız


 

The Laryngoscope : Volume 107(4) April 1997 pp 500-503

Mukosilier Klirens ve Tamponlanmış Hipertonik Solüsyon

Talbot, Andrew R. MD; Herr, Timothy M. MD; Parsons, David S. MD

The Laryngoscope : Volume 107(4) April 1997 pp 500-503

Mucociliary Clearance and Buffered Hypertonic Saline Solution

Talbot, Andrew R. MD; Herr, Timothy M. MD; Parsons, David S. MD

From the ENT Department, Sydney Hospital (A.R.T.), Sydney, Australia; and the Division of Otolaryngology (T.H., D.S.P.), University of Missouri School of Medicine, Columbia, Missouri.

Editor's Note: This Manuscript was accepted for publication October 14, 1996.

Send Reprint Requests to David S. Parsons, MD, University of Missouri School of Medicine, One Hospital Dr., MA314, Columbia, MO 65212, U.S.A.

 

ABSTRACT

Nasal irrigasyon asırlar boyunca etkiniğini kanıtlayacak bilimsel hiçbir veri olmadan kullanılagelmiştir. 10 yıldan beri, David S. Parsons, akut/kronik sinuzitli ve sinüs cerrahisi geçiren hastalarda tamponlanmış hipertonik tuzlu su ile nazal irrigasyon uygulamaktadır. Belirgin bir sinonazal hastalığı olmayan gönüllüler üzerinde basit bir çalışma yürütülmüştür. Herhangi bir nazal irrigasyon kullanılmadan önce hastalara kendi kontrolleri için bir mukosiliyer klirens sakkarin testi uygulanmıştır. Hastalar daha sonra normal tuzlu su (%0.9) irrigasyonu veya tamponlanmış tuzlu su irrigasyon solüsyonlarından birisiyle nazal irrigasyon uygulamışlardır. Ayrı bir günde, kontrol testi tekrarlanmış, takiben diğer solüsyon ile irrigasyon ve ikinci mukosiliyer klirens sakkarin testi uygulanmıştır. Sonuçlar tamponlanmış hipertonik tuzlu su ile nazal irrigasyonun mukosilier aktiviteyi iyileştirdiğini, normal tuzlu su (%0.9) ile irrigasyonun ise böyle bir etkisinin olmadığını göstermiştir.

GİRİŞ

Bir asırdan fazladır doktorlar sinonazal rahatsızlığı olan hastalarına nazal irrigasyonu önermektedirler. Hastalara semptomlarda bir değişiklik oluşturduğuna dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen çeşitli ve farklı solüsyonlar önerilmiştir. 10 yıldan fazla bir süre boyunca, David S. Parsons, hastalar tarafından evde çok ucuza yapılabilen bir solüsyon kullanmaktadır (Tablo1). Sonuçlar, hastaların cevap oranlarına göre bakıldığında ümit verici görünmekle beraber istatistiki olarak eksikler bulunmaktadır.

Cerrahi bir operasyon geçirmiş olsun ya da olmasın, kronik sinüzit geçmişi olan tüm hastalara, tamponlanmış hipertonik tuzlu su ile nazal irrigasyon uygulamaları önerilmiştir. Nasal irrigasyon sekresyonların, debris ve intranazal krutların temizlenmesine yardımcı olmaktadır. Bu aynı zamanda postoperatif dönemde yapışma riskinin azalması ve ostiomeatal açıklığın sağlanması açısından önemlidir.

On yıllar boyunca doktorlar sıklıkla (bazen orta derecede alkali bir solüsyon şeklinde tamponlanmış olsa da) “fizyolojik”/“normal” tuzlu su (%0.9) reçetelemişlerdir. Hipertonik bir solüsyon ise osmolar içeriğin difüzyonu sayesinde ödemi azaltabilmektedir. Bu durum mukosilier klirensi (MSK) artırmakta ve sinüs boşluklarının açıklığını sağlamaktadır. Meyers ve ark. tarafından hayvan trakeal mukozası üzerinde benzer bir tamponlanmış hipertonik solüsyon ile yapılan invitro çalışmalar 2 mukosilier klirenste 12 kat artış olduğunu göstermiştir.

Bu çalışmanın amacı invivo olarak mukosilier klirensin bir tamponlanmış hipertonik solüsyon (%3, pH 7.6) kullanımı ile belirgin olarak artıp artmadığını normal tuzlu su (%0.9) ile karşılaştırarak belirlemekti.

SONUÇ

Tamponlanmış hipertonik tuzlu su, hem kronik hem cerrahi sonrası, sinus hastalığının tedavisinde önemli bir ek yöntem oluşturmaktadır. Tamponlanmış hipertonik tuzlu su normal tuzlu su (%0.9) ile karşılaştırıldığında mukosilier geçiş zamanlarında iyileşme gözlenmiştir. Tamponlanmış hipertonik tuzlu su ile irrigasyon yöntemi kronik ve postoperatif sinüs hastalarında kullanılmalıdır. Diğer rinitliler, akut sinusitliler de dahil olmak üzere bu solüsyon ile düzenli irrigasyondan fayda sağlayabilirler.

Literatürün tamamını MS Word formatında indirmek için (sağ) tıklayınız Mucociliary Clearance and Buffered Hypertonic Saline Solution

 

©Genesis İlaç  
Bu sayfalardaki bilgiler doktor veya eczacıya danışmanın yerine geçemez.
Yapım: Medicart İletişim